Çocukların babalarına karşı bu tavrı kabul edilemez. Yıllarca emek veren bir adamı sadece parası yok diye dışlamak ne kadar acımasızca. Bir zamanlar bir ailemiz vardı hikayesindeki bu ihanet sahnesi izleyiciyi derinden sarsıyor. Özellikle o kırılan fotoğraf karesi ve karlara düşen baba figürü sembolik olarak çok güçlü. Annenin sessizliği ise en büyük suç.
Karlar altında kanlar içinde kalan Yiğit Alp'in o hali insanı donduruyor. Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisinin bu finali tam bir trajedi. Evden kovulma sahnesi ve ardından gelen o fiziksel şiddet izlemesi çok zor. Selim'in o kaba davranışı ve kadının vurdumduymazlığı nefret uyandırıcı. Ateşler patlarken babanın yalnızlığı çok vurucu bir detay.
Selim Amca'nın parayı kullanarak aileyi bölmesi ve çocukların buna kanması çok gerçekçi bir eleştiri. Bir zamanlar bir ailemiz vardı senaryosu toplumsal yozlaşmayı çok iyi anlatıyor. Yiğit Alp'in fedakarlıklarının hiçe sayılması ve sonunda sokakta bırakılması adaletsizliğin boyutunu gösteriyor. O kırık ayna parçaları sanki ailenin dağılmış halini simgeliyor.
Babanın o son gülümsemesi ve 'Mutlu küçük yılbaşı' demesi tüyler ürperticiydi. Bir zamanlar bir ailemiz vardı hikayesindeki bu acı son, izleyiciyi derin bir hüzne boğuyor. Çocukların pişman olup olmayacağını merak ediyorum ama şu anki halleriyle affedilmeleri imkansız görünüyor. Annenin o son bakışı ise her şeyi anlatıyor.
Bu videoda aile kavramının nasıl paramparça olduğunu görüyoruz. Bir zamanlar bir ailemiz vardı derken aslında o bağların ne kadar kırılgan olduğunu anlıyoruz. Yiğit Alp'in çabaları boşa gidiyor ve yerine Selim gibi bencil biri geliyor. O kapıdan atılma sahnesi ve karlarda sürünmesi insanın içini acıtıyor. Gerçek bir facia.