Serkan ve Melike'nin kapıda belirmesiyle sahne bambaşka bir boyuta taşındı. Babalarının anneleriyle ilgili şüphelerini duymak çocuklar için ne kadar zor olmalı? Melike'nin elindeki fotoğraf ve 'yanlış anladın' çıkışı durumu kurtarmaya yetmeyecek. Yiğit'in hayal kırıklığı gözlerinden okunuyor. Bir zamanlar bir ailemiz vardı teması burada tam anlamıyla can bulmuş. Aile bağlarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteren güçlü bir sahne.
Berfin'in 'sadece arkadaşız' ve 'fotoğraf sanatı konuşuyorduk' açıklamaları Yiğit'i ikna etmedi, izleyiciyi de etmiyor. Özellikle 'evde harabe gibi yaşamayı kabul ederim' sözüyle maddi beklentilerini açıkça dile getirmesi karakterin zayıf yönlerini ortaya koyuyor. Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisinde bu tür ihanet temaları her zaman tartışma yaratır. Berfin'in güven sorunu yaratması kaçınılmaz görünüyor.
Yıllarca köle gibi çalışıp ailesi için her şeyi yapan Yiğit'in sabrı taşmış durumda. 'Beni aldatmak mı senin karşılığın?' sorusu tüm öfkesini özetliyor. Önlüğüyle evde çalışırken bile saygı görmemesi trajik. Çocukların önünde yüzleşme talebi ise cesaret göstergesi. Bir zamanlar bir ailemiz vardı hikayesinde bu tür kırılma anları çok etkili işleniyor. Yiğit'in acısı izleyiciye de geçiyor.
Selim Amca'nın fabrikada muhasebeci olarak tanıtılması ve Berfin'le 'sıradan arkadaş' oldukları iddiası şüpheleri artırıyor. Yiğit'in 'o alçak adam' çıkışı boşuna değil. Çocukların da bu ilişkiyi bilmesi durumu daha da karmaşıklaştırıyor. Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisinde gizemli karakterler her zaman ilgi çeker. Selim'in eve gelişiyle yeni bir dönemeç başlayacak gibi görünüyor.
Berfin'in 'senin hırsın olmadan yaşamı kabul edebilirim' sözü aslında maddi beklentilerini açıkça ortaya koyuyor. Yiğit'in yıllarca çalışıp ailesi için fedakarlık yapmasına rağmen bu tür bir karşılık görmesi acı verici. Bir zamanlar bir ailemiz vardı teması altında maddi-manevi değer çatışması çok iyi işlenmiş. Aile içinde güvenin nasıl zedelendiğini gösteren çarpıcı bir örnek.