Yiğit Alp'in herkesin 'defol' demesine rağmen gidip çay takımıyla oturması harika bir hamle! Sanki 'bu ev benim, siz gidin' diyor. O sakinlik ve özgüven, karşısındaki öfkeli kalabalığı daha da çıldırtıyor. Bu psikolojik savaş sahnesi, Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisindeki güç mücadelelerini aratmıyor. Yiğit Alp'in o son 'üçe kadar sayıyorum' bakışı tüyler ürperticiydi.
Mekan ne kadar lüks ama insanlar ne kadar basit! Herkes kıyafetleriyle, takılarıyla hava atarken aslında ne kadar içi boş konuşuyorlar. Yiğit Alp'in sade duruşu ve siyah turtleneck'iyle diğerlerinin renkli ve gösterişli kıyafetleri arasındaki tezat çok iyi verilmiş. Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisindeki o sahte zenginlik eleştirisi burada da var. Gerçek değer kıyafette değil duruşta.
Yiğit Alp'in 'Burası Boğaç'ın villası' demesiyle ortalık karıştı! Demek ki ev ne Berfin'in ne de o bağırıp çağıranların. Peki Boğaç kim? Yiğit Alp'in ortağı mı, dostu mu? Bu gizemli karakterin ortaya çıkmasıyla dengeler değişecek gibi. Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisindeki sürpriz karakter girişlerini hatırlattı. Boğaç'ın gelişi ortalığı daha çok karıştıracak!
Mor kadife ceketli kadın ne kadar otoriter! Tek bakışıyla herkesi susturabiliyor. Ama Yiğit Alp karşısında çaresiz kalması ilginç. Diğer yandan beyaz montlu genç kızın Yiğit Alp'e laf sokma çabası çok komikti. Kadın karakterlerin bu kadar baskın olması diziyi izlenebilir kılıyor. Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisindeki güçlü kadın portreleri burada da devam ediyor. Erkekler bağırırken kadınlar plan yapıyor.
Yiğit Alp'in o sakin gülümsemesinin altında büyük bir intikam planı yatıyor gibi. Herkes onu kovmaya çalışırken o daha yeni başlıyor. O çay bardağını eline alışı, 'sorumluluğunu alırsınız' deyişi... Hepsi bir planın parçası. Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisindeki o soğukkanlı intikam sahneleri gibi. Bu adam kolay kolay pes etmez, herkesin ağzına burnuna sokacak gibi!