Genç çocuğun o masum ama hevesli hali çok tatlıydı. 'Bunu sadece dizilerde görmüştüm' derken gözlerinin içi parlıyordu. Ama Selim Amca'nın 'içmek istiyorsa içsin' demesi işleri değiştirdi. Bu izin, bir test miydi yoksa gerçekten bir cömertlik mi? Bir zamanlar bir ailemiz vardı dizisindeki bu karakter dinamikleri, aile içi güç dengelerini çok iyi yansıtıyor.
Yaşlı adamın yüzündeki o mutluluk ifadesi gerçek miydi, yoksa o da bu oyunun bir parçası mı? Torunlarının ve damadının kendi evinde, kendi izni olmadan (ya da öyle sanarak) şarapları açması... Selim Amca'nın 'kayınpeder' diye hitap etmesi ve evlilik izni vermesi olayları birbirine bağladı. Bir zamanlar bir ailemiz vardı, ama bu aile sırlarla dolu gibi görünüyor.
Videonun sonundaki o dağınık masa ve yere saçılmış peçeteler, aslında ailenin içindeki kaosu simgeliyor bence. Herkes gülerken, içerken aslında büyük bir yalanın üzerine inşa edilmiş bir kutlama yapıyorlardı. Eve gelen adamın o şok ifadesi, tüm bu sahte neşenin üzerine bir soğuk su gibi döküldü. Bir zamanlar bir ailemiz vardı derken, artık o birlikteliğin çatladığını hissediyoruz.
Selim Amca karakteri gerçekten çok katmanlı. Bir yandan 'yaşlı adam mutlu olduğu sürece her şey önemsiz' diyerek felsefe yapıyor, diğer yandan ev sahibinin yokluğunu fırsat bilip en pahalı şarapları açtırıyor. Bu ne cömertlik ne de sadakat, bu saf bir manipülasyon. Bir zamanlar bir ailemiz vardı hikayesindeki en tehlikeli karakter kesinlikle o. O gülüşünün ardında ne planlar var?
O şişeyi masaya koyduklarında herkesin donup kalması inanılmazdı! 1961 yılından kalma bir şarabı böyle keyfi bir akşamda açmak... Selim Amca'nın 'sahte şarap alıp koyarım' lafı ise işin tuzu biberi oldu. Gerçek mi sahte mi olduğu belirsiz bu şaraplar, ailenin gerçeklik algısını da sorgulatıyor. Bir zamanlar bir ailemiz vardı derken, artık hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına eminim.