Bir şehir manzarasıyla başlayıp, bir ofis kavgasıyla doruk noktasına ulaşan bu sahne dizisi, modern iş dünyasının yüzeyindeki soğuk disiplinle altındaki çalkantılı duygusal akıntılar arasındaki çatışmayı muhteşem bir şekilde sergiliyor. İlk karede, gökdelenlerin arasında yükselen, camdan yapılmış bir bina — muhtemelen şirketin merkezi — güneş ışığında parlıyor. Bu görüntü, başarı, güç ve kontrolün sembolü gibi duruyor; ama hemen ardından gelen karede, bir elin titreyerek tuttuğu beyaz yeşim kolye, bu dışsal görünüme karşı bir içsel çatışmanın varlığını ima ediyor. ‘Şu yeşim kolye’ yazısı ekranın ortasında belirirken, izleyiciye bir soru yöneltiyor: Bu nesne ne kadar değerli? Neden bu kadar dikkatle inceleniyor? İşte burada (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik’in ilk büyük ipucu ortaya çıkıyor: Bir aile hatırası, bir bağ, bir suçluluk ya da bir yalan… Her biri olabilir.
Kadın karakter, beyaz ceket ve altın kulaklıklarla donatılmış, profesyonel bir görünüm sergiliyor; ama gözlerindeki titreme, dudaklarındaki hafif titreme ve ellerindeki hareketler, içinden geçen fırtınayı gizlemeye çalıştığını gösteriyor. ‘Çok tanıdık geliyor’ diyerek kolyeyi incelediğinde, bir anlık unutkanlık ya da geçmişten bir geri dönüş hissi veriyor. Sonrasında ‘Sanki bir yerde görmüştüm’ ifadesiyle, bir başka kişinin bu kolyeyi takmış olduğunu hatırladığını anlıyoruz. Ve sonra… ‘Sheng Ailesi’nin küçük beyninin birinci yaş fotoğrafında’ diye devam eden metin, izleyiciyi bir aile portresine götürüyor. Fotoğrafta, gelinlik giymiş bir kadın, yanında takım elbise içinde küçük bir çocuk ve onları kucağına alan bir erkek var. Çocuğun boynunda aynı kolye asılı. Bu an, tüm sahnelerin merkezine oturuyor: Bu kolye, bir evlilik, bir doğum, bir bağın fiziksel kanıtı. Ama neden şimdi bu kadar önemli?
İşte burada (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik’in ikinci katmanı açılıyor: Ofiste, bir sekreter olan Chen Rui, patronu Shen Shiyun’a ‘Bu yeşim kolyenin sahibi Sheng’ diye bildiriyor. Bu cümle, bir isimle bir nesnenin bağlantısını kuruyor — ve bu bağlantı, bir istifa mektubuyla patlıyor. Mektup, Su Yu adlı bir çalışanın imzasıyla, ‘şirketten ayrıldığım için özür dilerim’ şeklinde yazılmış. Ama mektupta ‘çalıştığım süre zarfında çok şey öğrendim’ denilip, ardından ‘kişisel nedenlerden dolayı’ ifadesiyle kesiliyor. Bu tip mektuplar genellikle sadece bir geçiş için yazılır; ama burada, bir kolye ve bir fotoğrafın ardından, bu mektup bir itiraf gibi duruyor. İzleyici artık biliyor: Su Yu, Sheng ailesiyle bir bağ kurmuş olmalı. Belki de o çocukla ilgisi var. Belki de o kadının kızı. Belki de… bir başka şey.
Ve o anda Lin Weiwei, Su Yu’nun eski kız arkadaşı olarak sahneye giriyor. Gümüş rengi, parıldayan bir elbiseyle, kollarında gümüş zincirlerle süslenmiş, boyununda siyah bir gül takmış. Gözleri sert, sesi keskin. ‘Su Yu neyin deliliği bu?’ diye soruyor. Bu soru, bir kıskançlık değil, bir şaşkınlık ve bir tehdit içeriyor. Çünkü Lin Weiwei, Su Yu’nun istifasının arkasındaki gerçek nedeni biliyor olmalı. O kolye, o fotoğraf, o mektup — hepsi birbirine bağlı. Ve Lin Weiwei bunu biliyor. Hatta, ‘İstifayla dikkatimi mi çekmek istiyorsun?’ diye sorduğunda, bir oyunun içinde olduklarını fark ediyoruz. Bu bir istifa değil, bir sahne. Bir çıkış stratejisi. Bir mesaj.
Lin Weiwei’nin babası, Lin Yuanzheng, kahverengi ceket ve mor kravatla sahneye girer. Yüzünde şaşkınlık, sesinde öfke. ‘Doğru düzgün çalışmayırsanız’ diye bağırdığında, aslında bir korku dile getiriyor: Kontrolünü kaybetmekten korkuyor. Çünkü Su Yu, sadece bir çalışan değil — bir ‘Ding Bey ile görüşmeyi sen üstleniyorsun’ diyen kişi. Yani, şirketin en yüksek düzeydeki müzakerelerinden birini yürütüyor. Bu yüzden, istifası bir darbe. Ama Su Yu, ‘Ben yapmıyorum artık’ diyerek, bir sınır çiziyor. Ve bu sınır, yalnızca iş değil — bir yaşam tarzı, bir ahlaki pozisyon.
En çarpıcı an, Su Yu’nun ‘Tek başına beş kişinin işini yapıyorum’ demesiyle başlıyor. Bu cümle, modern ofis kültürünün en büyük yalanlarından birini ortaya çıkarıyor: ‘Takım çalışması’ lafı, aslında tek bir kişinin yükünü diğerlerine aktarmak için kullanılıyor. Su Yu, her gün gece yarısına kadar mesai yapıyor, üretim ekibinin eşiği beni görse bir dal sigara uzatırdı diye şaka yapıyor — ama bu şaka, acı bir gerçek içeriyor. O, bir ‘Lin Weiwei için olmasaydı bu işi hayatta yapmazdım’ diyen kişi. Yani, biri için dayanıyor. Ama artık dayanmıyor.
Lin Yuanzheng’in ‘Minnet bilmiyor musun?’ sorusu, bir aile dinamiklerini açığa çıkarıyor. Bu, bir babanın oğluna değil, bir patronun çalışanına söylediği bir cümle. Ve Su Yu’nun cevabı: ‘Başkasını bul sana o minnet etsin’. Bu cevap, bir kopuşun anıdır. Artık borçlu değil. Artık ‘kendini kanıtlayan’ biri değil. Kendi kararını veriyor.
Telefonun çalmasıyla sahne yeniden dönüyor. Shen Shiyun’dan gelen arama. ‘Evlence birlikte yaşamak gerekir ya’ diye başlayan bir konuşma. Bu cümle, bir evlilik teklifi olabileceği gibi, bir uyarı da olabilir. Çünkü Shen Shiyun, Su Yu’nun istifasını duyunca ‘O zaman gel benimle yaşa’ demiyor — ‘Mesai bitince seni alırım’ diyor. Yani, iş dışında bir ilişki kurmak istiyor. Ama Su Yu, ‘Ben şu an kalacak yerim yok’ diye cevap veriyor. Bu, bir reddetme değil — bir açıklık. Şu an için, hiçbir yerde değil. Hiçbir kimlikte değil. Sadece kendisiyle yüzleşiyor.
Ve son sahnede, Chen Rui’nin ‘Patron Shen, kimliğiniz gizlemeyi düşünür müsünüz?’ sorusuyla, tüm döngü tamamlanıyor. Çünkü bu kolye, bu fotoğraf, bu istifa — hepsi bir kimlik sorunu etrafında dönüyor. Su Yu, Sheng ailesiyle olan bağını gizlemiş olmalı. Belki de o çocuk, onun oğlu. Belki de o kadın, annesi. Belki de… bir başka sırrı var. Ama şimdi, bu sırrı saklamak için değil, doğruyu söylemek için istifa ediyor.
(Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik’in bu bölümü, bir iş dramı değil, bir kimlik keşfi macerası. Her karede, bir nesne — kolye, fotoğraf, mektup, telefon — bir hikâyenin kapısını açıyor. Ve izleyici, bu kapıların ardında ne olduğunu merak ederek, bir sonraki bölümde Su Yu’nun nereye gideceğini, kimle karşılaşacağını, ve en önemlisi: kimsiz bir insanın, kendi hayatına sahip çıkabilmek için ne kadar cesaret gerektiğini öğrenmeye çalışıyor. Bu yüzden, bu sahne dizisi sadece bir ofis kavgası değil — bir ruhsal çıkışın başlangıcı. Ve biz, bu çıkış yolunda onunla birlikte yürümeye hazırız.
Not: Özellikle ‘Sheng Ailesi’ ve ‘Su Yu’ ifadeleri, bu hikâyenin kalbindeki iki ana eksen. Bir aile hatırası ve bir kişinin kendi gerçekliğini arayışı. Bu ikisi, (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik’in en güçlü unsurları. Eğer bu diziyi izliyorsanız, kolyenin nerede kaldığını, fotoğrafın arkasındaki hikâyeyi ve istifa mektubunun imzasının altında yatan duyguyu kaçırmayın. Çünkü her detay, bir sonraki dönüm noktasına giden bir ipucu.

