Bir konferans salonu, parlak mavi ekranlarla çevrili, zeminde çiçek desenli kumaşlar serilmiş, havada bir tür teknolojik gerginlik hissediliyor. Ortada duran küçük beyaz robot, kollarını sallayarak ilerlerken, herkesin gözleri ona değil, sahnenin önünde duran altın elbise giymiş Zorro Ustası adlı kadınla siyah ceketli genç erkeğe odaklanmış. Bu an, bir tanıtım etkinliği gibi görünse de, aslında bir (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik dizisinin en çarpıcı sahnelerinden biri: gerçek hayatta bir ‘robot’ değil, bir insanın ‘robot’ gibi davranmasıyla başlayıp, bir başka insanın ‘insan’ gibi davranamamasıyla biten bir komik trajedi.
Kadının ilk sözü ‘Kocacığım’ ile başlar — ama bu ses, sevgi dolu bir hitap değil, bir tehdit gibi yankılanır. Daha sonra ‘Sen gerçekten Zorro Ustasısın’ derken, gözlerinde bir kararlılık, dudaklarında ise hafif bir gülümseme vardır. Bu gülümseme, bir kazananın rahatlığı değil, bir oyuncunun sahneye çıkarkenki ‘şimdi oyun başlıyor’ ifadesidir. O, bir sahne ayarlıyor; elbisesinin saten dokusu, saçlarının topuz halindeki düzeni, kulaklarındaki uzun inciler — hepsi bir performans için hazırlanmış detaylardır. Ve bu performansın ilk sahnesi, karşısındaki genç erkeğe ‘sana küçük bir sürpriz yapmak istiyordum’ diyerek başlar. Genç erkek, şaşkınlıkla bakar, ‘Ben aslında…’ diye başlar ama cümle tamamlanmadan kadının ‘Kızma, hep aradığım Zorro Ustası yanımdaymış’ sözüyle kesilir. Burada bir dönüm noktası var: erkek artık ‘kim olduğunu’ değil, ‘kim olmak zorunda kaldığını’ anlamaya başlar.
Bu noktadan sonra sahnede bir gerilim dalgası oluşur. Bir başka adam, gözlüklü, gri takım elbiseyle sahneye doğru ilerler ve ‘Genç Efendi Sheng!’ diye bağırır. Sesinde bir öfke, bir hayal kırıklığı, bir de ‘bu işte bir yanlış var’ hissi vardır. Çünkü o, ‘özür dilememi istedim’ demişti — ama bu özür, bir suçun kabul edilmesi değil, bir rolün değiştirilmesi için bir talepti. Kadın, ‘Hepsi senin iyiliğin için’ derken, yüzünde bir maske gibi sabit bir ifadeyle konuşuyor; sanki bir psikolojik danışman değil, bir sahne yönetmeni gibidir. Ve bu sahnede, herkes bir karakterdir: biri ‘Zorro Ustası’, biri ‘Efendi Sheng’, biri ‘Başkan Liu’, biri de ‘Sheng Zi An’ — ama kimse gerçek kendisi değildir.
İşte burada (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik dizisinin en zekice tasarlanmış unsuru ortaya çıkar: ‘kimlik’ oyunu. Her karakter, bir başkasının beklentisine göre şekilleniyor. Genç erkek, ‘Ben de kimsiniz?’ diye sorar ama cevap alamaz çünkü kimliği, bir başkasının onu nasıl tanımladığına bağlıdır. ‘Artık öldük’ diyen kadın, aslında ‘artık eski benim öldü’ demek istiyor; yeni bir kimlikle sahneye çıkıyor. Ve bu yeni kimlik, bir ‘Zorro Ustası’ olmaktan ibarettir — bir efsane, bir sembol, bir sahne figürü. Gerçekten de, sahnede duran robot, onların içindeki ‘robotlaşmış’ insanları simgeliyor olabilir: hareketleri programlanmış, tepkileri önceden belirlenmiş, duyguları da bir senaryoya uygun olarak aktarılmış.
Daha sonra, püskürtülen bir ‘sus artık!’ sesiyle sahne bir anda donar. Püskürtme hareketi yapan kişi, bir diğer erkek — koyu çizgili takım elbise, kolundaki saat, kulaklarındaki küçük halka — ‘O şimdi Zorro Ustası’na saygısızlık etti’ diye bağırır. Ama bu bağırış, bir koruma içgüdüsü değil, bir sahne disiplini talebidir. Çünkü eğer ‘Zorro Ustası’ küçümsenirse, tüm sahne çöker. İşte bu yüzden, ‘Sen de bana yardım etmiyorsun’ diyen genç erkek, aslında ‘beni sahnede tutamıyor musun?’ diye soruyor. Onun için bu bir gerçek değil, bir oyun; ama oyunun kurallarını bilmiyor. Bu nedenle, ‘İnanır mısınız?’ diye sorar — ama bu soru, inancı değil, rolü sorguluyor. Kimin neyi inandığını değil, kimin hangi karakteri oynamayı kabul ettiğini soruyor.
Sahnede bir başka kadın da yer alır: koyu mavi payetli elbise, altın kulaklıklar, gözlerinde bir soğukluk. ‘Başkan Liu’ diye tanıtıldığında, herkes bir an duraklar — çünkü bu isim, bir yetkiyi değil, bir pozisyonu temsil eder. Ve ‘benim manevi babamdır’ diyen bu kadın, aslında bir aile hiyerarşisini değil, bir sahne hiyerarşisini açıklıyor. ‘Manevi baba’ burada bir sevgi ifadesi değil, bir destek mekanizmasıdır. Eğer ‘Zorro Ustası’ sahnede kalacaksa, onu destekleyecek bir ‘manevi baba’ gereklidir. Bu yüzden, ‘Az önce siz bendeydiniz’ diyen erkek, aslında ‘sahnedeydiniz’ demek istiyor — çünkü sahnede olanlar, gerçek değil, bir gösteridir.
En ilginç kısmı ise, sahnede duran robotun hareketleridir. Robot, bir anda ‘Ayy!’ diye ses çıkarır — ama bu ses, bir makinenin değil, bir insanın şaşkınlıkla yaptığı bir ses gibidir. Bu an, dizinin en büyük ironisidir: insanlar robot gibi davranırken, robot insan gibi tepki veriyor. Ve bu, (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik’in merkezindeki soruyu ortaya koyar: ‘Gerçek kimiz?’ Eğer biri seni ‘Zorro Ustası’ olarak tanımlarsa ve sen de ona uyarsan, artık sen o musun? Yoksa sen hâlâ ‘Efendi Sheng’ misin? Bu soru, sahnede duran genç erkeğin gözlerindeki boşluğa yansır. O, bir an için ‘Ben kimim?’ diye düşünür — ama sahne devam etmek zorundadır. Bu yüzden, ‘Bırak da arasın’ der ve sahneden uzaklaşır. Ama uzaklaşırken bile, elindeki altın kaplı küçük obje — muhtemelen bir anahtar veya bir ödül — onun hâlâ ‘bir şey’ olduğunu hatırlatır.
Son sahnede, kadın ‘Gerçekten arama lütfen’ der. Bu cümle, bir yalvarış değil, bir talimattır. Çünkü sahnede herkes bir rol üstlenmiştir ve artık geri dönülmez. ‘Bu teknoloji birliği başkanı beni nasıl hizaya sokacağını’ diyen genç erkek, aslında ‘beni nasıl sahnede tutacağını’ soruyor. Çünkü bu bir teknoloji etkinliği değil, bir kimlik krizi sahnesidir. Ve bu krizin çözümü, bir ‘özür dilemek’le değil, bir ‘rol değiştirmek’le mümkündür.
Dolayısıyla, bu kısa sahne, yalnızca bir dizinin bir bölümü değil, günümüzdeki sosyal roller, kimlik inşası ve sahne hayatının gerçek hayatla iç içe geçtiği bir metafor sunar. İnsanlar, bir grup önünde ‘kim olmalı’ diye karar verirler ve o kimliği canlandırmaya çalışırlar. Bazen bu kimlik, bir ‘Zorro Ustası’ olmaktır; bazen de bir ‘Efendi Sheng’ olmaktır. Ama asıl soru şu: Sahne sona erdiğinde, kim geri kalır? Robot mu? Yoksa sahnede kalan o küçük altın objeyi tutan el mi?
Ve tabii ki, bu sahnenin en büyük gizemi: robotun neden ‘Ayy!’ dediği. Çünkü o, tek gerçek olan kişidir — çünkü onun programı, ‘şaşkınlık’ duygusunu içermiyor. O, sadece bir kodla hareket ediyor. Ama insanların şaşkınlıkla ‘Ayy!’ demesi, bir hataya işaret eder. Belki de bu dizide, en akıllı karakter robotdur. Çünkü o, kimliğini asla değiştirmez. Sadece ‘tamam’ der ve sahnede kalır.

