Sahne, mavi bir arka planla aydınlatılmış, modern ve soğuk bir atmosferle başlar. Gözlüklü genç bir adam, elinde mikrofonla konuşurken, sesi titrek ama kararlıdır. ‘Şimdi Usta Zorro ödülü almak için sahneye davet ediliyor’ diye duyurur. Bu cümle, yalnızca bir ödül töreni değil, bir toplumsal oyunun başlangıcıdır. Herkesin gözleri sahneye yönelir; bu an, bir hayatın dönüm noktası olacak gibi durur. Oda içindeki herkes, kıyafetlerinden, pozlarından, bakışlarından anlaşıldığı üzere, bu etkinliğe özel hazırlanmış kişilerdir. Koyu renk takım elbiseler, pırıl pırıl elbise detayları, dikkatle seçilmiş aksesuarlar — hepsi bir ‘gösteri’yi işaret eder. Ama bu gösterinin altında, gerçeklerin kabuğu çatlayıp içinden bir şeyler sızmasına hazırlık vardır.
Kamera, sahneden inen üç kişiyi yakalar: bir kadın, ortada bir erkek ve sağında gözlüklü bir başka erkek. Kadın, mavi bir püsküllü elbiseyle, omuzlarında gümüş taşlarla süslenmiş bir yaka detayıyla dikkat çekiyor. Elinde küçük bir beyaz çanta, parmaklarında inci bilezik. Yanındaki erkek, siyah püsküllü takım elbise ve üzerinde bir yıldız broş takmış. Gözlüklü erkek ise, desenli bir kravat ve ceketinin göğüs cebinde küçük bir rozetle özenle donatılmış. Hepsi birlikte eğilip alkışlar; ama bu alkışlar, sevinçten çok, bir ritüelden ibarettir. Gözlerindeki ifadeler, içlerindeki gerilimi gizlemeye çalışırken de belli oluyor. Özellikle ortadaki erkeğin yüzünde, biraz şaşkınlık, biraz da ‘bu benim mi?’ sorusu okunuyor. Bu an, (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik dizisinin tipik bir sahnesidir: her şey mükemmel görünürken, altta bir çatlak var.
Kamera sonra, daha yaşlı bir adamın yüzüne odaklanır. Gri desenli bir takım elbise, mavi kravat, düzgün taranmış saçlar. Gözleri çevreye dolaşırken, bir anda ‘Zorro Ustası!’ diye bağırır. Sesinde bir tebessüm yok; tam tersine, bir meydan okuma tonu var. Bu ifade, bir övgü değil, bir tanımlama. ‘Zorro Ustası’ kelimesi, bir unvan gibi kullanılıyor; ama bu unvan, saygıdan ziyade bir ironi taşıyor. Çünkü sahnede duran genç erkek, aslında ‘Zorro Ustası’ değil — en azından henüz öyle değil. Bu unvan, ona verilmek üzere olan bir ödülün adı olabilir; ama aynı zamanda, bir sosyal statünün sembolüdür. Kimse bunu açıkça söylemez, ama herkes biliyor: bu ödül, bir grup içindeki yerini resmen onaylayacak.
Daha sonra, altın rengi bir elbise giymiş bir kadın ve yanında siyah ceketli genç bir erkek görülür. Kadının elbisesi, parlak ve akıcı bir kumaştan yapılmış; boyun kısmında yüksek bir yaka detayı var. Saçları topuzda, kulaklarında uzun kristal küpeler. Yanındaki erkek ise, ceketinin göğüs cebinde iki yıldızlı bir broş takmış. İkisi de sessizce duruyorlar; ama kadının gözleri, sahnede olanlara odaklanmış. Daha sonra ekrana ‘Akademi içinde adeta ilahi bir varlık’ yazısı gelir. Bu ifade, bir övgü gibi duruyor; ama bağlamda, bir tür sosyal hiyerarşiye işaret ediyor. Akademi, burada bir eğitim kurumu değil, bir güç merkezi gibi işlev görüyor. ‘İlahi bir varlık’ ifadesi, bir kişinin diğerlerine göre üstünlüğünü vurgulamak için kullanılıyor. Bu, (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik’de sıkça görülen bir dil oyunudur: sözler, yüzeyde övgü iken, derinlikte bir eleştiri veya alay içerir.
Gözlüklü erkek tekrar sahneye çıkar ve ‘Altı yıl ortadan kayboldu bile tartışılmaz’ diye konuşur. Bu cümle, bir geçmişe atıfta bulunuyor; ama ‘tartışılmaz’ kelimesi, bir kesinlik değil, bir itiraf gibi duruyor. Altı yıl kaybolmak, bir kaçaklık mıydı? Bir ceza mıydı? Yoksa bir seçim miydi? Cevap verilmiyor; ama izleyici, bu boşluğu kendi hayal gücüyle doldurmaya başlıyor. Ardından, gri takım elbise giymiş yaşlı adam, ‘altın ödülü hak ediyor’ diye ekler. Bu kez, sesinde bir sıcaklık var; ama bu sıcaklık, samimi bir destekten çok, bir stratejik destektir. Çünkü bir ödül, yalnızca başarıyı değil, bir kişinin ‘kim olduğu’nu da onaylar. Bu nedenle, ‘hak ediyor’ demek, ‘onunla birlikte olmak istiyoruz’ demektir.
Sonra, bir başka erkek çıkıyor: ‘Bu Zorro Ustası’nın ilk çıkışından beri…’ diye başlar. Burada bir duraklama oluyor; çünkü bu cümle, bir hikâyenin başlangıcını işaret ediyor. İlk çıkıştan beri ne olmuş? Ne değişmiş? İzleyici, bu boşluğu doldurmak için geriye doğru düşünmeye başlar. Ve ardından, mavi elbise giymiş kadının yüzüne yakın çekim yapılır: ‘İlk kez kamuoyunun karşısına çıkmıştı’. Bu cümle, bir başlangıcı tanımlıyor; ama aynı zamanda, bir sonu da ima ediyor. Çünkü ‘ilk kez’ ifadesi, bir devrin başlangıcıysa, bir başka devrin de bitiş noktasıdır. Kadının yüzünde, bir gülümseme var; ama bu gülümseme, mutluluktan çok, bir ‘şimdi anladım’ ifadesidir. O, sahnede olanların arkasındaki gerçekleri görmeye başlamıştır.
Gri takım elbise giymiş adam devam eder: ‘Sonunda onun yüzünü görebileceğim’. Bu cümle, bir özlemi ifade ediyor; ama bu özlem, romantik bir aşk değil, bir merak, bir kontrol ihtiyacıdır. Çünkü sahnede duran kişi, artık gizli değil; artık ‘görünür’ olmuş. Ve bu görünür olmak, hem bir şeref hem de bir tehlike demektir. Çünkü bir kez ortaya çıktığında, herkes seni tanımlamaya başlar. Seni bir etikete sokar. ‘Zorro Ustası’, ‘Sheng Grubu’, ‘Şu Su Yu’yu’ — bu isimler, bir kimlik değil, bir etikettir. Ve bu etiketler, bir kişinin gerçek karakterini değil, toplumun ona biçtiği rolü yansıtır.
Sahnede duran genç erkek, şimdi doğrudan kameraya bakıyor. Yüzünde bir kararlılık var; ama gözlerinde bir şüphe de okunuyor. ‘Şu Su Yu’yu benimle kadın için yarışan grup için de benimle çekişen alçak herif kökünü kurutacağım’ diye konuşur. Bu cümle, bir tehdit gibi duruyor; ama aynı zamanda bir itiraf da içeriyor. Çünkü ‘alçak herif’ ifadesi, bir dışarıya yönelik suçlama değil, bir içsel çatışmanın dışa vurulmuş halidir. O, kendini korumaya çalışıyor; ama bu koruma, bir saldırıya dönüşüyor. Ve bu saldırı, yalnızca bir kişiyi değil, bir grubu hedef alıyor. Çünkü (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik’de, hiçbir mücadele tek başına yaşanmaz; her savaş, bir ağın içinde gerçekleşir.
Kamera, altın elbise giymiş kadına geçer. Şimdi yüzünde bir şaşkınlık var. Gözleri genişlemiş, dudakları hafifçe aralanmış. O, sahnede olanları anlamaya çalışıyor; ama anlamak istemiyor olabilir. Çünkü bazı gerçekler, bilindiğinde yaşamı değiştirir. Ve o, henüz değişim istemiyor olabilir. Ama sahnede duran erkek, artık geri dönemez. Ayakları, merdivenleri çıkarken, bir karar verdiğini gösteriyor. Siyah ayakkabıları, gri halı üzerinde yavaşça ilerler; ama bu yavaşlık, tereddüt değil, bir hazırlıktır. Her adım, bir önceki hayatı bırakmak için atılıyor.
Sonra, bir genç kadın sahneye çıkar. Beyaz gömlek, siyah yelek, kısa etek — bir organizasyon görevlisi gibi görünüyor. Ellerinde bir ödül kubbesi var: altın rengi, bir elin içinde bir top tutuyor gibi tasarlanmış. Bu kupa, yalnızca bir ödül değil; bir simge. Bir kişinin, bir gruba, bir sisteme karşı kazandığı bir zaferin fiziksel temsilidir. Kupayı teslim eden el, titremiyor; çünkü bu el, bir görevi yerine getiriyor. Ama kupayı alan el, biraz titriyor. Çünkü bu kupa, bir başarı değil, bir yükümlülük getiriyor. Artık ‘Zorro Ustası’ unvanını taşıyan kişi, bir şeyi kanıtlamak zorunda kalacaktır. Hem kendine hem de başkalarına.
Sahnede duran genç erkek, kupa ile birlikte dururken, yüzünde bir ifade belirir: şaşkınlık, gurur, korku — hepsi bir arada. Ama en çok, bir ‘şimdi ne olacak?’ sorusu okunuyor. Çünkü ödül, bir son değil; bir başlangıçtır. Ve bu başlangıç, (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik dizisinin merkezindeki en büyük soruyu gündeme getirir: Bir kişi, toplumun ona verdiği bir unvanı kabul ettiğinde, kendi gerçek kimliğiyle nasıl başa çıkacaktır?
Arka planda, insanlar alkışlamaya devam ediyor; ama bu alkışlar artık boş bir ritüel haline gelmiştir. Çünkü herkes, sahnede olanların arkasındaki gerçekleri biliyor. Sadece biri değil — hepsi. Ve bu bilgi, bir gizli anlaşmayı oluşturuyor. Birbirlerine bakışlar, birbirlerine göndermeler, sessizce yapılan işaretler — hepsi bir oyunun parçası. Bu oyunun adı ‘Zorro Ustası’ değil; bu oyunun adı, yaşamın kendisidir. Ve bu dizide, her karakter, kendi sahnesinde bir oyuncu olmaktan ziyade, bir yönetmen gibi davranmaya çalışıyor. Çünkü en büyük ödül, sahnede durmak değil; sahneyi kimin kurduğunu bilmektir.

