Bir günün başlangıcında, parlak zeminler üzerinde ayak sesleri duyulur. Jiang Şehri Evlilik Kayıt Bürosu tabelası, kareye sessizce girer; bu yer, hayatların resmi olarak birleştiği, ama bazen de çatıştığı bir mekândır. İlk sahnede, genç bir erkek, beyaz spor ayakkabılarıyla dikkat çekici bir şekilde yürüyor. Elindeki telefon, onun için bir siper gibi duruyor — sanki gerçek dünyadan kaçmak istiyor. Ama kaçamıyor. Çünkü bir an sonra, ‘Merhaba’ diye sesleniyor. Bu bir selam değil; bir itirafın ilk kelimesi. Daha sonra ‘Aradığım nesnara’ diyerek, bir ismi telaffuz ediyor — Wei Wei. İsim, bir rüya gibi hafifçe havada asılı kalıyor. O anda, izleyici merakla beklemeye başlıyor: Bu Wei Wei kim? Neden arıyor? Ve en önemlisi, neden bu kadar gergin?
İçeri girerken, camdan yansıyan görüntüler, gerçekle hayalin karıştığını gösteriyor. İnsanlar geçip gidiyor, ama onun gözünde yalnızca bir kişi var. Arka planda kırmızı karakterlerle yazılmış ‘为人民服务’ (Halka Hizmet) yazısı, ironik bir ton katıyor: Bugün, bu genç insan, kendi özel hayatının ‘hizmetini’ yapmak için buraya gelmiş. Ancak görevli kadın, ona bakışını değiştirince, her şey bir anda duruyor. Kadın, ciddi bir ifadeyle ‘Beyefendi’ diyor — bu bir hitap değil, bir uyarı. ‘Mesaimiz bitmek üzere’ derken, aslında ‘Senin için zamanımız kalmadı’ demek istiyor. Ve o an, erkeğin yüzünde bir çöküş yaşanıyor. Gözlerindeki umut, yavaşça kararmaya başlıyor. Adı ‘Su Yu’ olarak ortaya çıkıyor. Su Yu… Sessiz bir suyun akışı gibi, içine kapanmış, konuşmayan bir karakter. Ama içinde bir fırtına var.
Telefon tekrar çalıyor. Ekran ‘Wei Wei’ yazısını gösteriyor. Su Yu, derin bir nefes alıp kulaklarına götürüyor. ‘Şu an neredesin?’ diye soruyor. Sesinde bir acılılık, bir umutsuzluk var. Cevap geldiğinde, ‘Başına bir şey mi geldi?’ diye takılıyor. Çünkü o, bir şeyin yanlış gittiğini biliyor. Gerçekten de, ‘Sheng Zi An geri döndü’ haberi, onun için bir şok dalgası gibi geliyor. Kendi hayatında bir boşluk açılmıştı; şimdi o boşluğu dolduracak biri varmış gibi görünüyor. Ama Su Yu, ‘Kendi hayatımdayım’ diyerek direniyor. ‘Bırakmak istemiyorum’ sözleri, bir çocuk gibi tutunmak isteyen bir ruhun çığlığıdır. Bu sahnelerde, erkeğin içsel çatışması, dışsal hareketlerle mükemmel bir uyum içinde sergileniyor: Elleri titriyor, gözleri kaçıyor, ama ayakları yerde duruyor. O, kaçmak istiyor ama gitmiyor. Çünkü burası, onun için bir çıkış noktası değil; bir dönüm noktası.
Sonra, dışarıya doğru yürümeye başlıyor. Güneş, cam kapıların ardında parlıyor. Arkasından, ‘Dişarı çıkınca Porsche’yle’ diye bir açıklama geliyor. Ve gerçekten, bir beyaz Porsche Boxster, yavaşça yolun karşısına çıkıyor. Arabanın içinde oturan kadın, Shen Shiyun — Shen Grubu Başkanı. Gözleri soğuk, dudakları kırmızı, elbisesi krem rengi bir takım elbiseyle zarif ama sert bir imaj çiziyor. Yanında, Shen De’an, yani büyük babası, bir odada tahtında oturuyor. ‘Tüm Jiangcheng’de Sheng Zi An dışında hangi erkeğin aile geçmişi sana layık olabilir?’ diye soruyor. Bu bir soru değil; bir hüküm. Ama Shen Shiyun, ‘Ben asıl benim çapkınlık evlenmem’ diye cevap veriyor. Bu cümle, bir kadın olarak kendi iradesini ilan etmesi. ‘Onunla evlenmektense, bir adam bulup evlenirim’ diyerek, kaderine karşı bir isyan başlatıyor. Ve işte o anda, kamera dışarıya kayıyor: Su Yu, çiçek petekleriyle kaplı merdivenlerde oturuyor. Elinde bir telefon, yanında bir çöp kutusu — içinde kırmızı güller. Altı yıl… Tam altı yıllık ilişki. Şimdiyse, ‘Ne kadar taş kalplisin’ diye fısıldıyor. Bu bir suçlama değil; bir hayal kırıklığı.
(Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik dizisinde, bu sahneler birbirini takip ederken, izleyici aslında iki farklı evlilik senaryosunu izliyor: Birisi, aile baskısıyla kurulan bir evlilik; diğeri, bir aşkın çöktükten sonra yeniden inşa edilmeye çalışıldığı bir evlilik. Su Yu’nun durumu, çok daha acı verici çünkü o, bir ‘hayvan’ gibi değil, bir ‘insan’ gibi davranıyor. Çiçek peteklerini yere saçarken, bir şeyi unutmaya çalışıyor. Ama Shen Shiyun, arabasından inip ona doğru yürüdüğünde, havada bir elektriklenme hissi oluşuyor. Kırmızı petekler, onun ayaklarının altında uçuşuyor. O, bir komutan gibi ilerliyor — ama gözlerinde bir merak var. ‘Evleneceğim mi?’ diye soruyor. Bu soru, hem ona hem de izleyiciye yöneliktir. Çünkü bu, bir evlilik değil; bir seçim. Ve Su Yu, ‘Olur ya’ diye cevap verdiğinde, sesi titriyor. Çünkü o, artık bir ‘plan’ yapıyor: ‘Zaten bugün evlenmeyi planlamıştım’. Bu cümle, bir teslimiyet değil; bir umuttur. Belki de, bu evlilik, onun için bir çıkış kapısı olacak.
İçeri girerler. Fotoğraf çekimi için hazırlanıyorlar. Shen Shiyun, Su Yu’nun yakasını düzeltirken, bir an için ikisi de gülümser. Bu gülümseme, yılların yükünü bir an için kaldıran bir an. Fotoğrafçı, ‘Damad Bey’ diye seslenir — bu kez, bir alay değil; bir tanınma. Ve Su Yu, bir anda gülümsüyor. Gerçek bir gülümseme. Dişleri görünürlü, gözleri parlıyor. Bu, dizinin en güçlü sahnelerinden biri: Bir insanın, kırık kalbinin üzerine bir umut ekmesi. Ardından, damga vuruluyor. Kırmızı mührün basıldığı an, bir hayatın resmi olarak başladığı an. Ama bu kez, mührün altında bir fotoğraf var — ikisinin birlikte çekilmiş resmi. Ve sonunda, görevli kadın: ‘Siz ikiniz resmen evlisiniz’ diyor. Shen Shiyun, ‘Tebrik ederim!’ diye karşılık veriyor. Ama Su Yu’nun yüzünde şaşkınlık okunuyor. ‘Ne?!’ diye fısıldıyor. Çünkü o, bunun gerçek olacağını hiç düşünmemişti. Bu evlilik, bir plan değildi; bir şanstı. Ve belki de, bu yüzden daha değerliydi.
Dizinin bu bölümü, (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik adıyla izleyicilerin kalbine yerleşiyor çünkü gerçekçi bir dram değil, bir ‘duygusal dönüşüm’ anlatıyor. Her karede, bir kişinin iç dünyasına bakıyoruz. Su Yu’nun ayakkabıları, çiçek petekleri, telefonun ekranındaki isimler, Shen Shiyun’un krem takım elbisesi — hepsi birer sembol. Bu dizide, evlilik bir ‘bitiş’ değil; bir ‘başlangıç’tır. Ve en güzel kısmı şu: Bu başlangıç, birbirlerini tanımadan önce bile, birbirlerine aitmiş gibi hissedilen iki insan tarafından yapılmış. Sheng Zi An geri dönmüş olabilir, ama artık önemsiz. Çünkü gerçek sevgi, bir telefon görüşmesiyle değil, bir merdivende oturup çiçek peteklerini sayarken ortaya çıkar. Ve bu, (Dublajlı) Şaşırtıcı Evlilik’nin en büyük başarısı: İnsanları, kırık kalpleriyle bile birbirine bağlayan küçük, ama güçlü anları göstermek. İzleyici, bu sahneleri izlerken, kendi geçmişini hatırlıyor. Belki de bir gün, kendisi de bir Porsche’nin önünde, çiçek petekleri arasında oturmuştu. Ve belki de, o da bir ‘Su Yu’du.

