Bu sahnede tekerlekli sandalyedeki kızın o masum ama bir o kadar da güçlü bakışları beni benden aldı. Yüz Milyonluk Çeyiz dizisinin bu bölümünde, salonun ortasına girişi adeta bir kraliçenin tahta çıkışı gibiydi. Annenin arkasındaki duruşu ve etraftaki insanların şaşkın yüz ifadeleri, olayların hiç de göründüğü gibi olmadığını fısıldıyor. Bu sessiz giriş, kopacak fırtınanın habercisi sanki.
Herkesin hediye verip gülümsemeye çalıştığı bu doğum günü partisi, aslında bir gerilim yumağı. Özellikle mor ceketli adamın o gergin tavrı ve yeşil elbiseli kadının donup kalışı, havadaki elektriği hissettiriyor. Yüz Milyonluk Çeyiz izlerken insan kendini dedektif gibi hissediyor; kim kime ne hediye verdi, kimin yüzü neden asıldı derken olayların içine çekiliyorsunuz. Detaylar çok iyi işlenmiş.
Kızının arkasında dimdik duran o anne figürü var ya, işte asıl olay o! Takıları ve duruşuyla bir asalet abidesi. Yüz Milyonluk Çeyiz hikayesinde bu karakterin, kızını korumak için neler yapabileceğini tahmin etmek bile ürpertici. Salonun ortasında herkesin dikkatini üzerine çeken o bakışlar, sanki 'kızıma kimse dokunamaz' diyor. Oyuncunun mimikleri tek başına bir film anlatıyor.
Şu mor ceketli genç adamın hediye verirken yaşadığı o panik halini kimse görmezden gelemez. Sanki hediye kutusunun içinde bir bomba varmış gibi titriyor. Yüz Milyonluk Çeyiz dizisindeki bu karakterin, yeşil elbiseli kadınla olan o gergin diyaloğu ve sonrasındaki şaşkınlığı, komedi ile dramı mükemmel harmanlıyor. İnsan hem gülüyor hem de 'acaba ne oldu?' diye meraklanıyor.
Bu doğum günü sahnesinde en çok dikkat çeken şey, kalabalığın içindeki o anlamlı bakışmalar. Kimisi kıskançlıkla, kimisi endişeyle, kimisi de merakla etrafı süzüyor. Yüz Milyonluk Çeyiz bölümünde, tekerlekli sandalyedeki kıza verilen hediyeler sıradan nesneler değil, adeta birer mesaj niteliğinde. Herkesin yüzündeki o ifade, söylenmeyen sözlerin en büyük kanıtı gibi duruyor.