Hamile bir kadının doktor odasındaki o dehşet dolu anları izlemek gerçekten zor. Adamın nazik davranışları arkasında ne kadar büyük bir ihanet saklı? Masumiyetin Sonu ismi bu sahne için biçilmiş kaftan. Kadın kapıyı kilitleyip ağlarken, izleyici olarak biz de onunla birlikte nefesimizi tuttuk. Bu gerilim hiç bitmeyecek gibi.
Doktorun o sahte gülümsemesi ve elindeki şırınga, tıbbi bir müdahaleden çok bir tehdit gibi algılanıyor. Kadının korku dolu bakışları karşısında adamın rahatlığı ürpertici. Masumiyetin Sonu dizisi, güvenebileceğimizi sandığımız beyaz önlüklülerin bile nasıl birer düşmana dönüşebileceğini harika işliyor. O iğne asla batmasın diye dua ettim.
O mavi taşlı broş, kadının boynuna takıldığı an sanki bir prangaya dönüştü. Adamın onu takarkenki o sahiplenici tavrı, sevgiden çok bir mülkiyet iddiası gibi. Masumiyetin Sonu hikayesinde bu aksesuarın ileride başlarına ne işler açacağını düşünmek bile korkutucu. Güzellik bazen en büyük tehlike işaretidir.
Kadının muayenehaneden çıkmaya çalışırken kapının kilitlenmesi ve o çaresiz çığlığı, kalbimi sıkıştırdı. Masumiyetin Sonu tam anlamıyla bir psikolojik gerilim dersi veriyor. Genç asistanın masum yüzü bile artık güven vermiyor. Her köşede bir tehlike, her gülümsemede bir ihanet var. Bu kadın bu evden sağ çıkabilecek mi?
Pahalı arabalar, şık kıyafetler derken insan bu kadar acının ortasında nasıl mutlu olabilir ki? Masumiyetin Sonu bize paranın her şeyi çözemediğini, bazen her şeyi daha karmaşık hale getirdiğini gösteriyor. Kadının lüks içindeki esareti, dışarıdaki özgürlükten daha korkunç. Bu dramı izlemek insanı derinden sarsıyor.