Karanlıkta Av'ın bu bölümünde zaman algısı tamamen bozuldu. Bir yanda sakin bir ev ortamı, diğer yanda zihnin derinliklerinden gelen korkunç görüntüler... Adamın o şaşkın ve suçlu bakışları ile kadının sakin ama tehlikeli duruşu arasındaki elektrik inanılmazdı. Özellikle o oyuncak ayı sahnesi, masumiyetin nasıl vahşete dönüştüğünün en net kanıtı gibiydi. İzlerken sürekli 'Acaba gerçek mi, yoksa bir yanılsama mı?' diye sordum kendime.
Bu sahnede diyalogdan çok bakışlar konuşuyor. Karanlıkta Av, karakterlerin iç dünyasını dışarıya vuruş şekliyle beni benden aldı. Adamın geçmişteki o çaresizliği ile şimdiki pişmanlığı gözlerinde okunuyor. Kadın ise sanki bir heykel gibi, içinde fırtınalar koparken dışarıya hiçbir şey vermiyor. O son anda boğaza yapılan hamle, tüm birikmiş öfkenin patlamasıydı. Gerçekten soluksuz bırakan bir gerilim.
Karanlıkta Av'da suyun şeffaflığı ile kanın kırmızılığı arasındaki kontrast inanılmaz işlenmiş. Adam su verirken eli titriyor, çünkü o suyun içinde geçmişin günahları var. Kadının o sakin tavrı ise bir fırtınanın habercisi. Araba sahnesindeki o çığlık, salonun sessizliğinde yankılanıyor sanki. Her detay, bir önceki sahnenin gölgesi gibi üzerine geliyor. İzlerken tüylerim diken diken oldu, bu ne büyük bir başyapıt!
Karanlıkta Av izlemek, bir başkasının kabusuna tanıklık etmek gibi. O evin sıcak ışıkları, zihindeki karanlık dehlizleri aydınlatmaya yetmiyor. Adamın yüzündeki her çizgi, kadının dudaklarındaki her titreme birer ipucu. Geçmişteki o vahşi anlar, şimdiki zamana sızıyor ve her şeyi zehirliyor. Özellikle o cerrahi müdahale sahnesi midemi bulandırdı ama bir o kadar da büyüledi. Bu dizi, insan psikolojisinin en karanlık noktalarına ışık tutuyor.
Karanlıkta Av izlerken o anki gerilimi iliklerime kadar hissettim. Adamın elindeki su bardağı titrerken, kadının yüzündeki o donuk ifade sanki tüm dünyayı dondurdu. Geçmişe dair o kanlı sahneler, şimdiki sessiz odayla o kadar tezat ki... Sanki her kelime bir bıçak gibi havada asılı. Bu dizinin en büyük başarısı, söylenmeyenleri izleyiciye hissettirmesi. O son dokunuşta nefesim kesildi, sanki ben de o koltukta donup kalmıştım.