Kerem'in 'ne gerek var' demesine rağmen fotoğraf çektirmek istemesi, aslında ne kadar derin bir özlem taşıdığını gösteriyor. Şimdi o fotoğrafı tutarken 'bilseydim gider çektirirdim' diye ağlaması, Ben Anneyim'in en can yakıcı anı. Keşke'lerin ağırlığı omuzlarında.
Her akşam kayınvalideyle gün saymak, Kerem'in dönüşünü umut etmek... Ama o kazayı kimse tahmin edemezdi. Zeynep abla'nın 'gelecek' diye teselli etmesi, umudun son kırıntısı. Ben Anneyim, beklemenin ne kadar yıpratıcı olduğunu iliklerimize kadar hissettiriyor.
O fotoğraf, onların en genç zamanlarını temsil ediyor. Şimdi o kareye bakarken geçen yılların ve kaybedilen fırsatların ağırlığı çöküyor. Kerem'in çalışırken para kazanması yetmiyor, evdeki boşluk doldurulamaz. Ben Anneyim, zamanın acımasızlığını böyle anlatıyor.
Kerem olmazsa geleceğin ne olacağını soran anne, aslında kendi varoluş sorgusunu yapıyor. Zeynep abla'nın 'biz hayatta olanlar devam edeceğiz' sözü, acıya rağmen yaşamak zorunda oluşumuzun kanıtı. Ben Anneyim, annelik içgüdüsünün en saf halini gösteriyor.
Zeynep abla'nın gözyaşlarını silmesi ve 'geçecek' diye fısıldaması, insanın en zor anlarında yanında olanın değerini hatırlatıyor. Kerem'in yokluğunda birbirlerine tutunmaları, Ben Anneyim'in en dokunaklı mesajı: Yalnız değiliz, acıyı paylaşınca hafifler.