Müge'nin kızına et getirmek için pazardan eve kadar pedal çevirmesi çok duygusal bir detaydı. Kızının onu reddetmesi ve 'kıyafetlerin kirlenir' demesi yürek burkan cinsten. Bu tür aile içi çatışmalar, Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı gibi yapımlarda hep işlenir ama her seferinde can yakıyor. Birol Bey'in gelişiyle tansiyonun daha da artacağı kesin gibi görünüyor.
Emel karakteri tam bir 'zengin kızı' stereotipi ama oyunculuk çok başarılı. Annesini pazarda çalışırken görmek yerine, onun getirdiği eti bile küçümsemesi çok ağır bir sahneydi. Müge'nin sessizce durup 'gerek yok' demesi ise karakterin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı filmindeki o gergin atmosferi burada da soluyoruz.
Evdeki herkesin 'Birol Bey' diye bahsettiği o gizemli misafir kim acaba? Müge'nin gelişiyle her şeyin karışacağı belli oluyor. Emel'in kariyeri için annesini feda etmeye çalışması çok acımasızca. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı hikayesindeki gibi kimlik karmaşaları bu evde de baş göstermişe benziyor. Heyecanla devamını bekliyorum.
Müge'nin pazarda 'yeni bir iş düşünüyorum' demesi, aslında kızının o lüks hayatına ulaşma çabası mı? Yoksa sadece daha iyi bir gelecek mi istiyor? Kızının onu reddetmesi, bu sınıf atlama hayalinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı dizisindeki temalar burada da işleniyor. İnsan ilişkileri gerçekten çok karmaşık.
Müge'nin getirdiği et, aslında sevgisinin bir sembolü ama kızına göre sadece 'kirli ve kokulu' bir nesne. Bu nesne üzerinden kurulan diyaloglar çok derinlikli. Emel'in 'domuz eti satıyor' demesi ise hem mesleki bir aşağılama hem de annesine duyduğu öfkenin dışavurumu. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı gibi yapımlarda nesneler hep böyle anlam kazanır.