Güneyli savaşçı Tarkan'ın o sırıtan yüzü ve 'eşsiz güçte savaşçılar' lafı, yaklaşan fırtınanın habercisi. Kendine çok güveniyor ama beyaz giysili o gizemli figürü henüz görmedi. Aptal kocanın karşı saldırısı ve yükselişi evreninde kibir her zaman düşüşün ilk adımıdır. Bu meydan okuma sandığından çok daha kanlı bitebilir.
Kalabalığın içindeki o derin sessizlik, fırtına öncesi sessizliği gibi. Herkes beyaz giysili o adamın ne yapacağını merakla bekliyor. Aptal kocanın karşı saldırısı ve yükselişi dizisinin atmosferi, izleyiciyi olayların tam ortasına çekiyor. Sanki ben de o kalabalığın içinde, nefesimi tutmuş bekliyormuşum gibi hissettim.
Herkesin dilinde Alparslan'ın adı var. Onun yokluğu, imparatorluğun en zayıf karnı olmuş durumda. Güneyliler de tam olarak bu boşluğu hedef alıyor. Aptal kocanın karşı saldırısı ve yükselişi hikayesinde geçmişin kahramanları, şimdiki zamanın kurtarıcısı olmaya aday. Umarım beyaz giysili o delikanlı efsaneleri gerçeğe dönüştürür.
Sadece kaba kuvvetle çözülemeyecek bir bilmece bu. Güney Prensesi, imparatorluğun entelektüel zafiyetini çok iyi tespit etmiş. Ancak Aptal kocanın karşı saldırısı ve yükselişi dizisinde her zaman bir sürpriz vardır. O beyaz giysili adamın gelişi, bu zeka oyununu tamamen değiştirecek gibi duruyor. Heyecan dorukta!
İşin rengi değişti! Artık sadece bir bilmece veya sembolik hediyeler yok; doğrudan toprak talebi var. Güney Prensesi'nin 'altı şehir' istemesi, savaş ilanından farksız. Aptal kocanın karşı saldırısı ve yükselişi dizisinde tansiyon bu noktada zirve yapıyor. İmparatoriçe'nin nasıl bir hamle yapacağını görmek için sabırsızlanıyorum.