Hastane sahnesindeki o sessizlik, sanki fırtına öncesi sessizlikti. Sistem arayüzüyle gelen o imkansız görevler, karakterin iç dünyasındaki çatışmayı mükemmel yansıtıyor. Utandıkça Güçleniyorum derken tam olarak bunu kastediyorlar; utanç ve başarısızlık hissi, aslında en büyük motivasyon kaynağına dönüşüyor. Karakterin telefonla konuşurkenki o sahte gülümsemesi ile dışarıdaki kalabalıkta yaşadığı yalnızlık arasındaki tezatlık beni benden aldı. Özellikle son sahnede o kadını kurtarması, sadece fiziksel bir eylem değil, kendi içindeki o kırık parçaları birleştirme çabası gibiydi. Bu tür psikolojik derinliği olan yapımlar nadir bulunur.