Hikayenin akışı o kadar ustaca kurgulanmış ki, başta sadece gergin bir iş görüşmesi veya imza töreni sanıyorsunuz. Ancak Sen Benim Tek ve Biriciğimsin bizi yanıltıp bambaşka bir duygusal derinliğe sürüklüyor. O sarı zarfın içindeki belgeler aslında hayatlarını değiştirecek bir dönüm noktasıymış. İki yıl sonra gelen o sıcak ama bir o kadar da karmaşık ilişki sahnesi, geçmişteki o soğuk ofis atmosferiyle harika bir kontrast oluşturuyor. Detaylar konuşulacak gibi değil, hissedilecek gibi.
Dizinin en çarpıcı yanı, karakterlerin yüz ifadelerine yansıyan o içsel çatışma. Özellikle kadının telefonla konuşurken yaşadığı o ani duygu değişimi ve ardından gelen sessiz çığlık... Sen Benim Tek ve Biriciğimsin, anlatılmayan her şeyi bakışlarla vermeyi başarıyor. İki yıl sonraki sahnede ise geçmişin hayaletleri gibi dolaşan o gizli aşk, izleyiciyi ekran başına kilitliyor. Her karede ayrı bir hikaye saklı, sanki her detay bir ipucu.
İki yıl geçmesine rağmen karakterlerin arasındaki o elektrik ve gerilim hiç azalmamış, aksine daha da derinleşmiş. Sen Benim Tek ve Biriciğimsin, zamanın her yarayı sarmadığını, bazen sadece üzerini örttüğünü çok güzel anlatıyor. O yatak odası sahnesindeki tutku ile sabah uyanıldığında hissedilen o büyük boşluk arasındaki fark, insanı düşündürüyor. Sanki her şey bir rüyaymış gibi ama gerçekler çok daha acımasız. Bu tür psikolojik derinlikler nadir bulunur.
Dizinin başındaki o ciddi ve mesafeli hava, yerini zamanla çok daha kişisel ve sarsıcı bir hikayeye bırakıyor. Sen Benim Tek ve Biriciğimsin izlerken, karakterlerin geçmişindeki o gizli bağları çözmeye çalışmak ayrı bir keyif. Özellikle kadının yataktan fırlayıp yaşadığı o panik anı, izleyiciyi de aynı şoka sürüklüyor. Sanki tüm o romantik anlar bir anda kâbusa dönüşmüş gibi. Bu tür sürprizli kurgular, diziyi sıradan bir romantizmden çıkarıp gerçek bir dramaya dönüştürüyor.
Sen Benim Tek ve Biriciğimsin dizisindeki zaman atlaması gerçekten yürek burkan cinsten. O ofis sahnesindeki gergin bekleyiş ile iki yıl sonraki o samimi ama bir o kadar da hüzünlü uyanış sahnesi arasındaki tezatlık muazzam. Kadının yataktan kalkıp yaşadığı o ani şok ve pişmanlık, izleyiciyi de derinden sarsıyor. Sanki her şey yolundayken birdenbire gerçeklerin yüzüne tokat gibi çarpması... Bu duygusal iniş çıkışlar diziyi izlemeyi bırakamama sebebi oluyor.