Duvarındaki o tatlı not defterindeki '30' rakamı ve sonra '29'a dönüşü... Kadın neden geri sayım yapıyor? Belki de unutmak istediği bir anıyı siliyordur ya da yeni bir başlangıç için gün sayıyordur. Telefonundaki fotoğraflara bakarken yüzündeki o hüzünlü ifade, geçmişin peşini bırakmadığını gösteriyor. Sen benim pişmanlığımsın diyerek kendi kendine fısıldadığını duyar gibiyim.
Adamın kadının omzuna dokunduğu o an, kadının irkilişi yüreğimi sızlattı. Sanki o dokunuş eski yaraları deşmiş gibi. Yemek yerken bile dalgın, telefonundaki o eski karelerde kaybolmuş. Geçmişteki o gülümseyen yüz ile şimdiki soğuk duruş arasındaki fark çok büyük. Sen benim pişmanlığımsın cümlesi, bu sessiz odada yankılanan en büyük gerçek gibi.
Ev o kadar modern ve lüks ki, ama içindeki hava o kadar ağır. Kadın beyazlar içinde bir melek gibi ama gözlerinde derin bir keder var. Adam ise takım elbisesiyle bir iş insanı gibi sert ama bakışlarında bir özlem. Bu ikili arasındaki çekim ve itme gücü, Sen benim pişmanlığımsın temasını iliklerime kadar hissettirdi. Bu hikaye daha yeni başlıyor.
Kadının telefonda gezinirken duraksadığı o fotoğraf... Geçmişteki o mutlu anlar, şimdiki soğukluğa ne kadar da tezat. Adamın varlığı onu rahatsız ediyor ama aynı zamanda çekiyor da. Bu karmaşık duygular arasında kaybolmuş bir ruh hali. Sen benim pişmanlığımsın derken aslında kendine mi yoksa ona mı söylüyor, emin olamıyorum ama etkisi büyük.
Kostüm tasarımı harika. Kadının masumiyeti simgeleyen beyaz elbisesi, adamın ise daha ciddi ve belki de suçlu hissettiren kahverengi takımı. Renkler bile karakterlerin ruh halini anlatıyor. Odaya girdiği an değişen atmosfer, Sen benim pişmanlığımsın repliğinin görsel bir kanıtı gibi. Bu detaylar beni içine çekti.