Evde çocuğuyla otururken gelen o mesaj, her şeyi değiştirdi. 'Başkasıyla evleneceğim' cümlesi, Aylin'in dünyasını başına yıktı. Telefonu elinde titrerken verdiği o 'Tamam' cevabı, aslında ne kadar büyük bir fedakarlık. Kayıp Oğlum, karakterlerin iç dünyasını bu kadar iyi yansıtan nadir yapımlardan biri.
Ofis koridorunda Aylin'in karşısına dikilen patron, 'Kararını verdin mi?' diye sorduğunda nefesler tutuldu. O bakışlardaki ısrar ve Aylin'in kaçamak cevapları, aralarındaki çekimi inkar edilemez kılıyor. Kayıp Oğlum, bu tür anlık gerilimleri o kadar iyi kullanıyor ki, her sahne bir film tadında.
Patronun evleneceği kişinin oğlunun annesi olduğu dedikodusu, Aylin için bir şok etkisi yarattı. Oysa gerçekte durum çok farklı. Bu yanlış anlaşılmalar zinciri, izleyiciyi sürekli 'Acaba ne olacak?' diye merak ettiriyor. Kayıp Oğlum'un senaryosu, bu tür sürprizlerle dolu.
Aylin'in ofiste su doldururken yaşadığı o an, aslında içindeki fırtınanın dışa vurumuydu. Elinden dökülen su, gözyaşlarına dönüşecek gibi. Patronuna karşı hissettikleri ile gerçekler arasındaki o ince çizgide yürümek zorunda. Kayıp Oğlum, karakter psikolojisini bu denli derin işleyen bir yapım.
İki çalışanın arasında geçen o dedikodu, Aylin'in tüm planlarını altüst etti. 'Ahmet Bey evleniyormuş' lafı, sanki bir bomba gibi patladı. Kayıp Oğlum, ofis ortamındaki bu dedikodu kültürünü ve bunun bireyler üzerindeki etkisini çok gerçekçi bir şekilde yansıtıyor.