O karanlık oda, tek ışık, Betül'ün çığlıkları... Nefes alamadım resmen. Hemşirenin 'aileeden imza alması için birini gönderin' demesi, Erdi'nin gelip 'bebeği kurtar' demesi... Kadının Uyanışı'nın bu sahnesi beni mahvetti. Sonra uyanıp bebeği kucağına alışı o kadar tatlı ki, gözyaşlarım durmadı. Ama o telefon konuşması... sanki her şey yeniden başlayacak gibi.
Doğumda ölmek üzereyken bile 'bu bebek sadece benim olabilir' diye haykırması... Betül Yıldırım'ın karakteri gerçekten güçlü. Kadının Uyanışı'nda böyle bir anne figürü görmek beni duygulandırdı. Sonra uyanıp bebeği kucağına alışı, Erdi'ye 'erken dön' demesi... sanki her şey yolunda. Ama o telefon konuşmasındaki o gizemli plan? Betül sandığımızdan çok daha fazlası.
Doruk Demirci'nin emeklilik kutlaması için yemek yapması, Betül'ün 'akşam yemeğini pas geçeceğim' demesi... Kadının Uyanışı'nda bu karakterlerin ilişkisi çok ilginç. Doruk'un 'Yıldırım Grup'u gerçekten devralmayacak mısın?' sorusu, Betül'ün 'Erdi var' cevabı... sanki büyük bir oyunun parçaları. Bu aile sırları beni deli edecek.
Betül'ün uyanıp bebeği kucağına alışı, o inek desenli tulum... Kadının Uyanışı'nın en tatlı anıydı. Erdi'nin 'baba gidiyor' demesi, Betül'ün 'erken dön' cevabı... sanki mükemmel bir aile. Ama o telefon konuşmasındaki 'bebek bir aylık olduğunda Erdi grubu devralacak' cümlesi... bu mutluluk ne kadar sürecek? İçimde bir fırtına kopuyor.
Doğum odasındaki karanlık, Erdi'nin soğukluğu, Betül'ün çaresizliği... Kadının Uyanışı'nın bu sahnesi beni derinden etkiledi. Sonra uyanıp güneşli bir odada bebeği kucağına alışı... sanki yeniden doğmuş gibi. Ama o telefon konuşmasındaki gizemli planlar... Betül'ün 'gerçek kimliği söyleyeceğim' demesi... bu hikaye henüz bitmedi.