Travis Thompson'un geçmişteki Göksel Savaş Akademisi günlerine yapılan gönderme çok yerinde. Ustanın ona verdiği şansı tepip Meiji Tapınağı'na sığınması, karakterin ne kadar dönek olduğunu gösteriyor. Büyük Xia'nın Savaşçısı evreninde bu tür ihanetler asla cezasız kalmaz. O işaret parmağı, yaklaşan fırtınanın habercisi!
Siyah takım elbiseli adamın 'sakat birini almaktan gocunmam' demesi midemi bulandırdı. Kızın bacağı kırılmış, hala evlilikten bahsediyorlar. Bu insanlar ne kadar aşağılık! Neyse ki beyaz giysili usta var da bu pislikleri temizleyecek. Büyük Xia'nın Savaşçısı izlerken adalet duygum tatmin oluyor. Sabırsızlıkla kavga sahnesini bekliyorum!
Ustanın 'Bu son şansın' derken ki sesi titriyor ama gözleri çelik gibi sert. Karşısındaki kırmızı ceketli genç ise tehlikeyi hiç umursamıyor gibi. Aralarındaki enerji farkı bile gerilimi artırıyor. Büyük Xia'nın Savaşçısı dizisindeki bu yüzleşme, sadece fiziksel değil duygusal bir savaş aynı zamanda. Kimin eli üstün gelecek acaba?
Turuncu kravatlı adamın 'Ölmek mi istiyorum?' diye sorup sonra ustaya yalakalık yapması çok komikti. Tehdit ederken cesur, karşılık görünce ise eğilip bükülüyor. Büyük Xia'nın Savaşçısı karakterleri gerçekten çok renkli. Bu tip figürler hikayeye mizah katarken, asıl kahramanın duruşunu daha da parlatıyor. Klasik kötü adam yan figürü!
Travis'in ülkesini terk edip düşman tapınağına sığınması, hikayeyi kişisel bir intikam davasına dönüştürüyor. Ustanın 'Bu iyiliğe ihanet ettin' sözü çok ağır. Büyük Xia'nın Savaşçısı sadece dövüş değil, onur ve sadakat üzerine kurulu bir dünya sunuyor. Bu sahnede her kelime bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Harika bir senaryo!