Yaşlı babanın 'Kendine iyi bak' derken sesi titriyordu, kızının gözlerindeki yaşlar ise beni ağlattı. Bu vedanın arkasındaki kaderin acımasızlığı çok ağır. Büyük Xia'nın Savaşçısı'nın en duygusal anlarından biriydi, aile bağlarının gücü her şeyden üstün geliyor.
Silahı sallayıp 'Benimle boy ölçüşecek misin?' diye bağırması ne kadar itici! Kendini çok güçlü sanıyor ama aslında sadece kralın gölgesinde yaşayan biri. Büyük Xia'nın Savaşçısı'nda bu tip karakterler hep kaybeder, sabırsızlıkla sonunu bekliyorum.
Kaderine boyun eğmek istemiyor ama kralın sözünü de çiğneyemiyor. 'Belki de kaderimizde yokmuş' derken sesi ne kadar kırık! Büyük Xia'nın Savaşçısı'nda bu içsel mücadele çok gerçekçi, izleyiciyi derinden etkiliyor.
Düğün alanından yemek masasına, oradan tekrar gerilimli yüzleşmeye geçiş o kadar doğal ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Büyük Xia'nın Savaşçısı'nın kurgusu gerçekten başarılı, her sahne bir öncekinden daha merak uyandırıcı.
Altın külçeleri ve siyah kartı görünce ağzım açık kaldı. Trilyonluk çeyiz mi? Bu ne cömertlik! Henry Nolan'ın şaşkın yüz ifadesi paha biçilemezdi. Sanki Büyük Xia'nın Savaşçısı evreninde bir rüya görüyormuşum gibi hissettim, bu kadar zenginlik gerçek olamaz!