Bu sahnede, Dilay'ın Destanı izleyicisini nefesini tutmaya zorlayan bir gerilim atmosferiyle karşılıyor. Pembe giysili genç kadın, masada otururken yüzündeki masumiyet ifadesi, aslında derin bir kurnazlığı gizliyor gibi duruyor. Karşısındaki beyaz giysili adamla sohbet ederken, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyor ama gözlerindeki o keskin bakış, bir şeylerin ters gideceğini fısıldıyor. Odaya giren mor giysili kadın ise sanki bir fırtınanın habercisi gibi duruyor; duruşu dik, bakışları sert ve sanki her an patlamaya hazır bir bomba gibi. Bu üçlü arasındaki sessiz savaş, Dilay'ın Destanı dizisinin en unutulmaz sahnelerinden biri olmaya aday. Pembe giysili kadının çay demlerkenki hareketleri bile bir tiyatro sahnesi gibi dikkatle planlanmış. Kadehi doldururken parmaklarının titrememesi, sanki bu anı defalarca hayal etmiş gibi. Mor giysili kadına uzattığı kadeh, sadece bir içecek değil, belki de bir sonun başlangıcı. O kadehi alırken mor giysili kadının yüzündeki tereddüt, izleyiciye