Kırmızı kazaklı kadının yüzündeki o kırık ifadeyi görmezden gelmek imkansız. Arkada duran yeşil elbiseli kadına bakışı, içindeki fırtınayı ele veriyor. Ay Işığı Asla Sönmez bu üçgeni o kadar gerçekçi işliyor ki, izlerken nefesim kesildi.
Adamın önce kırmızı kazaklı kadına, sonra yeşil elbiseliye dönmesi, kalbinin kimden yana olduğunu gösteriyor. Ay Işığı Asla Sönmez'de bu sessiz tercih, binlerce kelimeden daha güçlü. O el sıkışma anı, bir başlangıcın habercisi.
Makyaj masası önünde duran yeşil elbiseli kadın, sanki kendi yansımasıyla bile konuşmaktan korkuyor. Adamın yaklaşımıyla yüzüne gelen o utangaç gülümseme, Ay Işığı Asla Sönmez'in en zarif anlarından biri. Işıklar bile ona hayran.
Oda üç kişiyle dolu ama kalp sadece iki kişi arasında atıyor. Kırmızı kazaklı kadının geri çekilişi, yeşil elbiselinin ilerleyişi... Ay Işığı Asla Sönmez bu duygusal geçişi o kadar ince işliyor ki, her karede yeni bir şey keşfediyorum.
Adamın yeşil elbiseli kadının elini tuttuğu o saniye, tüm diyalogları gereksiz kılıyor. Ay Işığı Asla Sönmez'de bu dokunuş, bir sözden daha çok şey anlatıyor. Kadının gözlerindeki şaşkınlık ve mutluluk karışımı paha biçilemez.